3 Mart 2017 Cuma

BÖTE NEDİR?

BÖTE NEDİR?
Bir böte öğrencisi olarak böte nedir konusunu yazmak istedim. Size böte bölümü konusunda bilgi vereceğim.

 BÖTE nedir?
"Bilgisayar ve öğretim Teknolojileri Eğitimi" bölümü'nün kısaltılmış halidir. Dünyada hızla artan teknolojinin öğretmenleri bu bölümde yetişmektedirler. Şuanda Türkiye’de 38 ayrı üniversitede BÖTE bölümü bulunmakta. Bu bölümden mezun olan öğrenciler “Bilgisayar Öğretmeni” ve “Eğitim Teknoloğu” unvanına sahip olurlar.(1)
Bilgisayar ve Öğretim Teknolojileri Öğretmenliği, Eğitim fakültelerinin 1998 yılında yeniden yapılanması sonucunda birçok eğitim fakültesinde oluşturulmuştur bir bölümdür. Lisans mezunları meslek liseleri ve teknik liseler dışındaki ilköğretim ve ortaöğretim okullarında Bilgisayar Öğretmeni olmaya ve Öğretim Teknoloğu ünvanını taşımaya hak kazanır. Tüm eğitim ve öğretim süreçlerinde materyal tasarlayacak ve geliştirecek beceri ve birikime sahip olurlar. Ders programı hem bilgisayar hem de eğitim alanından dersleri kapsamaktadır. Bazı Üniversiteler’deki BÖTE bölümleri çok daha özel alan dersleri barındırabilmektedir. O nedenle çok net ve açık bir biçimde disiplinler arası bir eğitim ve öğretim içeriğine sahiptir diyebiliriz. BÖTE bölümü, farklı disiplinlerde proje geliştirmiş, çalışmalar yapmış öğrenciler mezun eder. O nedenle zengin bir iş imkânına sahiptir. Tabii bu zengin alternatif seçenekleri yeni mezunların karar verme sürecini geciktirmektedir. Birçok mezun ’da da kimlik bunalımı yaratmakta kimi zamanda geç kariyer planları hazırlanmasına sebep olmaktadır.
Bir BÖTE mezununu bekleyen en büyük sıkıntı yukarıda bahsettiğim “kimlik bunalımı” yani kariyer planı hazırlamaktır. Çünkü normal şartlarda BÖTE öğretmen yetiştirmek amacıyla kurulmuş bir bölümdür. Ama barındırdığı dersler ve eğitim hayatınız boyunca edindiğiniz deneyimler sizi farklı çalışma alanlarında da rol sahibi edebilir. Bu nedenle bu bölümü okuyacak öğrencilerin mutlu olabilmesi için muhakkak eğitim yılları esnasında kendi arzuları ve istekleri doğrultusunda bir kariyer planı çıkarmaları gerekmektedir.
BÖTE okumaya karar veren bir öğrenci hangi üniversitede okuyacak sorusunun yanıtı ise çok daha çetrefilli ve karmaşık bir hal almaktadır. Aslında bakılacak olursa zorunlu derslerin tümü YÖK tarafından belirlenmiş ve üniversiteler tarafından da  uygulanmaktadır. Ama bazı üniversitelerin öğrencilerine sağladığı seçmeli dersler öğrencinin kariyer planında çok büyük değişiklikler yaratabilmektedir. Bazı üniversitelerde seçmeli dersler eğitim ağırlıklı olurken bazı üniversitelerde de yazılım ağırlıklı olabilmektedir. Bu nedenle aday BÖTE tercih edecekse muhakkak okumak istediği üniversitelerin ders programlarına bir göz atmalı ve seçmeli derslerini de incelemelidir.
Ayrıca, BÖTE öğrencileri yeni sağlanan denklik programlarıyla ERASMUS öğrenci değişim programlarından da faydalanabilmektedir. O nedenle okuyacağınız üniversitenin bu tip programlara sahip olması da kariyeriniz için önem taşımaktadır.
Bazı üniversitelerde BÖTE İngilizce olarak okutulmaktadır. Bu durum KPSS gibi yerel sınavlarda terim ve içerik açısından sorun çıkartsa da akademik kariyer yapmak isteyen adaylar için önemli bir avantaj yaratmaktadır.
Üniversiteler artık Bologna süreciyle beraber ders içerikleri ve planlarını da yayınlamaya başladılar. O nedenle okumaya karar verdiğiniz üniversitelerin sitelerini ziyaret ederek özellikle teknik ders içeriklerini inceleyiniz. Çünkü bazı bölümlerde verilen teknik ders içerikleri yetersiz ve kapsamı azdır. Bu noktada meslek lisesi okuyanlarının büyük bir avantajı olacak çünkü okurken gördükleri dersleri baz olarak üniversitede alacakları dersleri kıyaslayabilirler. Böylece daha iyi bir fayda-zarar analizi yapabilirler. Diğer liselerde okuyan BÖTE adaylarının ise muhakkak bir araştırma yapması hatta birilerine danışmaları faydalı olacaktır.
Son olarak BÖTE adaylarına önerim okumak istediğiniz üniversiteleri gidip ziyaret edin. Fakülteleri, dersliklerini görün. Akademik kadrolarını yerinde görüp tanışın. Araştırma görevlileriyle BÖTE üzerine sohbet edin. danışın.(2)


Peki, böte mezunları ne iş yapar?


Bilgisayar Öğretmeni

1. sınıfta iken aslında pek az kişinin hayalidir  bilgisayar yani bilişim teknolojileri dersi öğretmeni olmak. Ama son sınıfa gelince pek çok kişi fikrini değiştiriyor ve aslında biraz da mecburiyetten öğretmen oluyor. 

Öğretmen olabilmek için KPSS sınavına girmek gerekiyor. Sınav sonucunuza göre nokta tayini yani okul seçiyorsunuz.  Bu şekilde atanırsanız 1 senelik staj döneminden sonra kadrolu öğretmen oluyorsunuz.

Kadrolu pozisyonlardan başka ayrıca [b Sözleşmeli Öğretmen [/b] pozisyonları da mevcut.  Sözleşmeli öğretmen, kadrolu kadar maaş alıyor ama görevi bir ders dönemi süresince. Dönem sonunda okul yönetimi isterse görevini uzatabilir ya da sözleşmeyi fes edebilir. O yüzden biraz kritik.

İki şekilde de atanamadı iseniz, herhangi bir ilçe eğitim müdürlüğüne başvurup Ücretli Öğretmen olabilirsiniz. Müdürlük, sizi ilçedeki herhangi bir okula ya da birkaç okula atayabilir. Girdiğiniz ders kadar para alıyorsunuz. Yani 5 YTL küsür. Tüm hafta boyu derse giren bir öğretmen en fazla 650-700 civarı alabilir.


Özel okullarda/ dershanelerde öğretmenlik yapmak ise sanırım en zoru. Zira özel kuruluşların farklı istekleri olabiliyor. MEB okullarında kaytarabilirsiniz ama özel okullar için aynı şey söylenemez. Maaşı ise kuruluşa göre değişebilir.


Formatör öğretmen olmak istiyorsanız, büyük bir hayal kırıklığına uğrayabilirsiniz. Zira, pek çok okulda, daha siz gelmeden, formatörlük görevi başka branştan öğretmenlere verilmiş olabilir. Eğer şansınıza sizden daha önce başka birine formatörlük verilmemiş ise, yazıları ve ilanları takip ederek formatör olabilirsiniz. Formatörler full ek ders maaş alır ve haftada en az 4 en fazla 10 saat kadar derse girebilir. Formatörlük süresi 6 aydır (1 dönem). Bu süre sonunda göreviniz uzatılabilir ya da iptal edilebilir. İptal edilirse tekrar öğretmenliğe dönersiniz. Zararınız yok yani.

Öğretmenliğin getirisi, götürüsü, bu zamana kadar çokça tartışıldı. Bu konu, yazımın kapsamı dışında. Ama şunu belirtmek gerekir: Bazen elinizden öpen bir öğrenciniz siz dünyanın en mutlu insanı kılabilir. Bazen de odunlaşmış amirleriniz sizi çileden çıkarabilir. Bence öğretmenlik  deneyimini kesinlikle yaşamak gerekir. İnsana çok şey öğretiyor.


Akademik Hayat: 

Akademisyen / Araştırma Görevlisi olmak istiyorsanız, daha önce de belirttiğim gibi öncelikle kendi okulunuzdaki hocalarınız ile aranızı sıkı tutmalısınız. Pek çok üniversite önce kendi mezununu alma eğilimdedir. Akademisyen olmak için mutlaka bir Yüksek Lisans - Doktora bölümüne kayıtlı olmalısınız.  Akademisyen maaşı fazla değildir ve süresi en fazla 8 senedir (3 yıl yüksek lisans + 5 yıl doktora) . Doktora eğitiminiz bitince Yardımcı Doçent olabilme için bir takım şartlar var. İlgilenenler araştırabilir.

Uzman kadrosu en düşük derecedeki akademik kadrodur ve terfi (yükselme) olanağı yoktur. Maaşı ise akademisyen maaşına yakındır. 

Yüksek lisans - doktora yapmak, eğer gerçekten de akademik ortamları ve kuramsal çalışmayı seviyorsanız zevkli hale gelir. Ama akademisyenlik dışındaki mesleklere mensup iseniz, yüksek lisans - doktora yapmak size çok zor gelecektir.

Eğitim Teknoloğu / Öğretim Tasarımcısı ve Yazılımcı (Programcı)

4. sınıfa geldiğiniz zaman okulunuzun panosuna asılan "Eğitim Teknoloğu / Öğretim Tasarımcısı" ilanları fazlası ile ilginizi çekecektir. Bu meslekler öğretmenlikten daha cazip ve zevkli görülebilir. Aslında BÖTE bölümünün nihai hedefi de bilgisayar öğretmeni yetiştirmekten çok Eğitim Teknoloğu / Öğretim Tasarımcısı yetiştirmektir. Söz konusu firmalarda işe girebilmek için iyi bir referans hepsinden önemlisidir. Bölüm başkanının, söz konusu firmaya bir telefonu, işi almanızla sonuçlanacaktır. Bu yüzden gene hocalarla aranızı sıkı tutmak gerekebilir. Yok, ben hocalarla muhatap olamam diyorsanız, kendisine ekstradan özellikler katmanız gerek. Mesela çok iyi "Flash" biliyor olmak sizi pek çok kişinin önüne geçirir. Bazen tanıdık torpili de gerekebilir. Zira firmalar tanıdıkları kişileri işe almak isterler.

Yazılımcı olmak için yukardaki gibi bir torpil gerekmeyebilir. Ama daha fazla özellik ile donanmanız gerekecektir. Günümüzün popüler dillerinden  (C Sharp, Java, Visual Studio..) birini ya da birkaçını bilmeniz ve bu alanda bir kaç proje yapmış olmanız gerekir.

Şunu özellikle belirtmek gerekir: İster öğretim tasarımcısı olun ister yazılımcı, artısını eksisini iyice tartmak gerek. Eğer bilgisayar başında uzunca bir zaman durmaktan rahatsız değilseniz, bazen bir proje  için geceleyebilirim diyorsanız, sizden daha iş yapanların daha fazla maaş almasına gönlüm razı diyorsanız bu mesleği düşünebilirsiniz. Konu açılmışken işin parasal kısmına da değinelim. Maalesef bizim bölümün mezunlarına, bilgisayar mühendisleri kadar çokça para vermiyorlar. 750-800 YTL ile işe başlayabilirsiniz. Gelecekte ücretiniz artıp artmayacağı şirketin politikası ile ilgilidir.(3)
Kaynakça:
http://www.nedir.com/b%C3%B6te (1)
http://www.ogretimteknolojileri.net/2010/06/26/bote-nedir-ne-degildir/(2)
http://ceitacademy.blogcu.com/bote-mezunlari-ne-is-yapar/6036520(3)



24 Şubat 2017 Cuma

       Arkadaşlar merhaba bu hafta sizlere duyusal bellek hakkında bilgi vereceğim.

 DUYUSAL BELLEK
      Bellek, geçmiş yaşantıların akılda tutabilme gücüdür. İnsanların belleği olmasaydı deneyimlerinden öğrendikleri davranış ve bilgileri saklayamaz, her seferinde yeni baştan öğrenmek zorunda kalırlardı. Bilgiyi saklama günü olan belleğin hiyerarşik bir yapısı vardır. Bu yapıda; duyumsal bellek, kısa süreli belek, çalışma belleği ve uzun süreli bellek sıralaması yer alır. Uyarıcı ortadan kalktığı halde duyum çok kısa süre devam eder.(1)
      Duyusal bellek, göz, kulak gibi duyu organlarımızın yapısal özelliklerinden kaynaklanan kısa süreli bellektir. Işık ve ses gibi uyarıcıların geçici bir süre duyu organı tarafından saklanmasıdır.(2)

       Bilgiyi edinmenin ilk aşaması duyusal kayıttır. Bu aşamada çevredeki uyarıcılar, uyarıcının özelliğine göre, beş duyu organımızdan biri tarafından alınarak sinirleri uyarır. Bu sırada uyarıcının izi yaklaşık 1-3 saniye duyusal belleğe kayıt olur.

Örneğin bir kitabın sayfalarını hızla çevirdiğimiz zaman sayfalarda ki yazılar gözümüzde izler bırakır. Bu süreç duyusal kayıt olarak adlandırılmaktadır. Tüm duyu organlarının organik bir bozukluk olmadığı durumlarda duyusal kayıt yapma yeteneği vardır. Duyu organlarımız sürekli çalıştıkları için duyulara çok sayıda uyarıcı kayıt edilir. Diğer bir anlatımla duyusal kaydın kapasitesi çok geniştir.

Duyularımız bir kameranın kayıt ettiği tüm uyarıcıları, hatta dokunma ve tatma duyuları da işin içine girdiğinde daha fazlasını kaybeder. Ancak çekilen filmler ya da fotoğraflar uzun süre incelene bilmesine karşın, duyusal kayda gelen bilgiler çok kısa zamanda silinir. Bu nedenle duyusal kayıt anlık bellek olarak ta isimlendirilir.


Duyu organlarımıza gelen uyarıcılar, alındığı duygu organına bağlı olarak farklı biçimlerde depolanırlar. Örneğin görme duyusuyla alınan uyarıcı fotoğraf gibi imaj biçiminde, işitme duyusu ile alınan uyarıcı ise ses örüntüleri biçiminde kayıt olur. Bilginin duyusal kayıtta korunma süresi duyu organına göre farklılık gösterir. Örneğin görme duyusu ile alınan bilginin bellekte bellekte kalma süresi bir saniyeden azdır. İşitme duyusuyla alınan bilgiler ise 2-3 saniye kalabilirler. Ayrıca uyarıcının şiddeti de (görüntünün parlaklığı, sesin yüksekliği vb.) uyarıcının duyusal kayıtta kalma süresini uzatır. Ancak hangi duyu olursa olsun süre oldukça kısadır.

Sınıf ortamında da öğrencilerin duyularına gelen çok sayıda uyarıcı vardır. Bunlar öğretmenin ders anlatan sesi, oturduğumuz yerin sertliği, ayağımızın değdiği yerin soğukluğu, yanımızdaki arkadaşlar ve diğer öğrenciler, duvarda ki resimler, pencereden gördüklerimiz vb. dir. Sınıfta otururken bu uyarıcıların büyük bir kısmı duyu organlarımız tarafından alınarak duyusal belleğe kaydedilir. Ancak çoğunun farkında değilizdir. Bunlardan sadece bir kısmı bilinçli hale gelir.


Duyulara kaydolan bilgilerin bilinçli ve anlamlı bir hale dönüşmesi için kısa süreli belleğe geçmesi gerekir. Uyarıcılardan hangilerinin kısa süreli belleğe geçeceğini ise tanıma, dikkat ve algı süreçleri belirler.(3)
Kaynakça:

http://www.islamiforumlar.net/bunlari-biliyormuyuz/25668-duyusal-bellek-nedir.html (1)
https://tr.wikipedia.org/wiki/Duyum_Belleği (2)
http://bilgiyelpazesi.com/egitim_ogretim/konu_anlatimli_dersler/gelisim_ve_ogrenme_ile_ilgili_konu_anlatimlar/duyusal_bellek_nedir_tanimi_anlami_ozellikleri.asp (3)

18 Şubat 2017 Cumartesi

Veri, Enformasyon ve Bilgi

Veri, Enformasyon ve Bilgi kavramlarının neler olduklarına ve aralarındaki farklara değineceğim. Farkları anlamamız için ilk olarak neler olduğunu anlatacağım.
(1)
Veri(Data)
Veri , ilişkide olduğumuz (ilgimiz olan) dünyanın durumlardır. O gün mağazaya kaç kişi geldiği, dışarıda havanın sıcaklığı, boyunuzun uzunluğu, göz renginiz veya son okuduğunuz kitabın sayfa sayısı veri kavramı için verebileceğimiz bazı örneklerdir. Veriler –bir yere kayıtlı olsun ya da olmasın– her zaman ‘orada’dır.
Veri kavramını dünyanın betimlemesi (tasviri) olarak düşünebiliriz. Duyu organlarımız ile verileri algılar ve beynimizle işleriz. İnsanlar bilgiyi oluşturmak için uzunca bir süre için verilerden yararlandılar. Örneğin dışarıdaki ortam sıcaklığını öğrenmek (hissetmek) için dışarı çıkmaları gerekiyordu. Bu süre içinde bilgi, doğrudan deneyimlerle ilintiliydi.
Veriler kendi başlarına ham halde durum bildiricilerdir. Sayısal veya sözel olabilen simgelerdir. Bir bağlamla (içerikle, temayla) ilişkilendirilip işlenmezler ise bir anlam taşımazlar. Anlamlı ve kullanılabilir olmaları için tanımlı bir çerçeve içine alınmaları ve işlenmeleri gerekir.
Bir kuruluş –örneğin bir ekonomik işletme– amaçlarını yerine getirebilmek için elde ettiği verileri işleyerek enformasyona dönüştürmelidir. Veriler tanımlı şartlar ve içerik altında anlamlı enformasyona dönüştürülmeli ve en uygun biçimde  kullanıma sunulmalıdır.Enformasyon(information)
Enformasyon, duyularımızla elde ettiğimiz dünyaya ilişkin durumların ham veri şartlarını aşacak biçimde işlenmesi ile elde edilir. Boy uzunluğu bir veridir. Çocuğumuzun boy uzunluğunu düzenli olarak ölçer, bunu bir tablo haline getirirsek veriyi enformasyona dönüştürmüş oluruz. Burada bağlam olarak kabul edilen boy uzunluğu diğer başka verilerden ayıklanmış, tarih sırasına konmuş ve tablo haline getirilmiştir. Artık bu listeyi bir amaca uygun olarak kullanmak (bilgiye dönüştürmek) mümkündür.
Kısaca; enformasyon, verinin anlamlı bir konu etrafında işlenmiş halidir. Bir başka deyişle; seçilmiş verilerin bir anlam oluşturacak biçimde işlenmiş haline enformasyon adı verilir.
Bir örnek verelim. Piyasaya sunulmuş markalı bir ürün olsun. Bazı tüketiciler bu ürünü satın alacak, kimlerinin ilgisini ise çekmeyecektir. Tüketicilerin malum ürünü sunulan fiyattan almak isteyip istemeyecekleri konusundaki bir araştırma pazardaki tercihler verisini enformasyona dönüştürür. Piyasadaki tüketiciler zaten ürünü alarak veya almayarak bir veri üretiyorlar. Eğer üretilmiş verileri “Bu markalı ürünü şu fiyattan alır mısınız?” sorusu ile derleyen bir araştırma, söz konusu verileri işleyerek enformasyona dönüştürmüş olur.
Bilgi( knowledge)Bilgi, enformasyonu yorumlamak için ihtiyaç duyulan kuralların anlaşılmasıdır. Bir başka tanımla; bilgi, enformasyon parçaları ile bunlardan yararlanarak ne yapılabileceği arasındaki ilişkiyi anlama yeteneğidir. Bu çerçevede –örneğin– doktorlar, mühendisler, yöneticiler, bilim insanları, buluşçular ve yazılımcılar bilgi işçileri sayılırlar. Bilgi işçileri, onların ‘uzman’ sınıfında sayılması için özgün bilgi sahibidirler.Halen bilgiyi depolamak için ‘elimizde’ sadece insan beyni var. Henüz bilgisayarlar ne insan beyni düzeyinde ne de daha uygun bir seçenek değiller. Bilgileri birbirleriyle ilişkilendirebilen beynin yapabildiklerini başarabilen (veriyi enformasyona ve bilgiye dönüştüren, bağımsız kararlar verebilen) bilgisayar teknolojisine ulaşabilmiş değiliz.)(2)
Farkları
Veri birbiri ile ilişkilendirilmiş ham kayıtlardır. Enformasyon  information), işlenmiş veya anlam kazanmış verilerdir. Bilgi (knowledge) ise, değer kazanmış enformasyondur ve enformasyonun amaca yönelik olarak bir araya getirilmesidir.(3)
Birkaç örnekle daha iyi anlaşılır.
Örnek 1:
Bir öğrenci veri tabanındaki ad, soyad, doğum yeri, öğrencilerin her birinin Yönetim Bilgi Sistemleri dersinden aldığı notlar, öğrencilerin bölüme giriş puanları, mezun oldukları lise türleri vb. gerçeklikler veri;
 öğrenci listesi, notlar, harf notları, sınıf ortalamasından oluşan liste enformasyon;
 öğrencilerin mezun olduğu lise ya da üniversiteye giriş puanına göre başarı durumlarının analiz edilerek bir örüntü çıkarılması bilgidir.
Örnek 2: 
Otomobil kullanmakta olan bir şoförü göz önünde bulundurursak, hız değerini veri olarak kabul edebiliriz. Hız limitinin yerleşim yerlerinde 50 km, bölünmüş yollarda 110 km ve otoyolda 120 km olması enformasyon, şoförün otomobili kullandığı yolun durumuna göre hızını artırıp azaltması gerektiğini bilmesi ya da hız limitlerini aştığında ceza yiyeceğinin farkında olması bilgidir.(4)


Kaynakça:
(1): http://www.duyguguncesi.net/veri-enformasyon-bilgi/
(2): http://www.2eylul.com.tr/veri-enformasyon-bilgi-makale,2841.html
(3): https://serdaryegul.com/2011/12/22/mesleki1/
(4): http://kisi.deu.edu.tr//sezgin/Bilgi_Yonetimi_Kavramlari.pdf